← Insights'a Dön

Türkiye'nin Ulusal Yapay Zeka Stratejisi ve Kurumsal Adaptasyon

Ulusal Yapay Zeka Stratejisi'nin altı önceliği, 2025 sonrası dönem, KVKK ve EU AI Act yükümlülükleri Türk şirketleri için ne anlama geliyor?

Türkiye’nin Ulusal Yapay Zeka Stratejisi, kurumsal yapay zeka tartışmalarında en sık atıf yapılan ama en az okunan belgelerden biridir. Belgeyi bir teşvik listesi sanan şirketler, ondan bekledikleri somut karşılığı bulamayıp bir kenara bırakıyor. Oysa strateji, bir şirkete doğrudan bütçe veya muafiyet vaat etmez; ekosistemin hangi yönde şekilleneceğini gösterir. Bu yazıda belgenin gerçekte ne söylediğini, 2025 döneminin dolmasının ne anlama geldiğini ve bir Türk şirketinin yapay zeka planını bağlayan asıl kuralların neden başka yerde yazdığını ele alıyoruz.

Strateji belgesi gerçekte neyi düzenliyor

Ulusal Yapay Zeka Stratejisi, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2021 yılında yayımlandı ve 2021-2025 dönemini kapsıyor. Belge altı stratejik öncelik etrafında kurulu:

  • Yapay zeka uzmanı istihdamını ve bu alandaki nitelikli insan kaynağını artırmak
  • Araştırma, girişimcilik ve yenilikçilik ekosistemini desteklemek
  • Kaliteli veriye ve teknik altyapıya erişimi genişletmek
  • Sosyoekonomik uyumu hızlandıracak düzenlemeleri yapmak
  • Uluslararası iş birliklerini güçlendirmek
  • Yapısal ve iş gücü dönüşümünü yönetmek

Bu önceliklerin ortak paydası dikkat çekicidir: hiçbiri tek tek şirketlere yönelik bir yükümlülük getirmez. Strateji bir ekosistem belgesidir, bir uyum mevzuatı değildir. Şirketinizin yapay zeka projesi bu belgeye “uymak” zorunda değildir. Bu ayrımı en baştan kurmak önemli, çünkü kurumsal tarafta en sık gördüğümüz hata, stratejiyi bir uyum listesi sanıp hukuk departmanına havale etmek oluyor.

Belgenin şirketler için asıl değeri başka yerde. Devletin hangi alanlara kaynak ayıracağını, hangi yetkinlikleri destekleyeceğini ve düzenleme iradesinin hangi yöne baktığını okumanızı sağlar. Bir yatırım kararı verirken bu yön bilgisi, tek başına teşvik miktarından daha belirleyicidir.

2025 döneminin dolması ne anlama geliyor

Stratejinin kapsadığı dönem 2025 sonunda tamamlandı. Bu, belgenin geçersiz olduğu anlamına gelmiyor; kurumsal planlama açısından anlamı daha incelikli.

Birincisi, strateji dönemsel eylem planlarıyla yürütülen bir yapıydı. Dönem sonunda yapılan değerlendirme ve bir sonraki dönemin çerçevesi, hangi önceliklerin hedefe ulaştığını ve hangilerinin devredildiğini gösterir. Yapay zeka yatırımı planlayan bir şirketin, kendi sektörüne dokunan başlıklarda güncel eylem planını takip etmesi gerekir.

İkincisi ve daha önemlisi, 2021’de yazılan bir belgenin teknolojik varsayımları ile bugünün gerçekliği aynı değil. Belge hazırlandığında üretken yapay zeka kurumsal gündemde bugünkü ağırlığa sahip değildi, otonom ajan mimarileri ise pratik bir tartışma konusu bile değildi. Dolayısıyla stratejiyi bugünün teknoloji kararları için bir yol haritası gibi kullanmak yanıltıcı olur.

Pratik sonuç şu: strateji belgesini ekosistemin yönünü anlamak için okuyun, kendi yol haritanızı ondan türetmeyin. Kendi yol haritanız için gereken çerçeveyi yapay zeka dönüşüm çerçevesi yazımızda ayrıca ele alıyoruz.

Türk şirketini asıl bağlayan kurallar nerede yazıyor

Kurumsal yapay zeka planınızı fiilen kısıtlayan hükümler ulusal stratejide değil, iki ayrı yerdedir. Adaptasyon tartışmasının en çok atlanan kısmı budur.

KVKK ve 2024 değişikliği

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, yapay zeka projelerinin en somut sınırıdır. Model eğitiminde kullanılan her kişisel veri, işleme şartlarına tabidir. 2024 yılında 7499 sayılı kanunla yapılan değişiklik, özellikle yurt dışına veri aktarımı rejimini yeniden düzenledi ve standart sözleşme gibi araçları sisteme dahil etti.

Bunun yapay zeka açısından karşılığı doğrudandır: kurumsal verinizi yurt dışında barındırılan bir modele gönderdiğinizde, bu bir yurt dışına veri aktarımıdır. Aktarımın hangi şarta dayandığı, sözleşmesel altyapının kurulup kurulmadığı ve gerekli bildirimlerin yapılıp yapılmadığı denetlenebilir konulardır. Pek çok şirket bu adımı, aracı bir yazılımın arayüzünden geçtiği için fark etmeden atlıyor.

EU AI Act ve ihracatçı şirketler

Avrupa Birliği Yapay Zeka Tüzüğü, Türkiye’de yerleşik şirketler için de bağlayıcı olabilir. Belirleyici olan şirketin nerede kurulu olduğu değil, sistemin çıktısının Birlik içinde kullanılıp kullanılmadığıdır. Avrupa’ya ürün veya hizmet satan, Avrupa’da müşterisi olan ya da Avrupalı bir müşterinin sürecine giren bir yapay zeka sistemi işletiyorsanız tüzük kapsamına girersiniz.

Tüzük 2024 yılında yürürlüğe girdi ve yükümlülükler kademeli bir takvimle devreye alınıyor. Yasaklı uygulamalara ilişkin hükümler ilk aşamada, genel amaçlı yapay zeka modellerine ilişkin yükümlülükler 2025 Ağustos’unda, yüksek riskli sistemlere ilişkin yükümlülüklerin ana bloğu ise 2026 Ağustos’unda uygulanmaya başlıyor.

Yüksek riskli sınıflandırma, kurumsal tarafta sanıldığından çok daha geniş bir alanı kapsıyor. İşe alım ve aday değerlendirme, çalışan performansının izlenmesi, kredi değerliliğinin belirlenmesi ve kritik altyapı yönetimi bu kapsamdadır. Yani “biz sadece bir İK aracı kullanıyoruz” diyen bir şirket, farkında olmadan tüzüğün en ağır yükümlülük kategorisinde olabilir.

Kurumsal adaptasyonun gerçek darboğazı

Adaptasyonun önündeki engel genellikle teknoloji değildir. Sahada tekrar eden üç darboğaz var.

Veri sahipliğinin belirsizliği. Yapay zeka projesi başlatan şirketlerin çoğu, kullanacağı verinin kurum içinde kime ait olduğunu, kimin değiştirebileceğini ve hangi kalite güvencesinden geçtiğini yazılı olarak tanımlamamıştır. Model kurmadan önce çözülmesi gereken budur, çünkü sahipsiz veri üzerine kurulan hiçbir sistem denetlenemez.

Karar hakkının tanımsız kalması. Sistem bir öneri ürettiğinde bunu kim onaylar, kim reddedebilir, ret gerekçesi nereye yazılır? Bu üç soru cevaplanmadan devreye alınan sistemler ya kimse kullanmadığı için ölür ya da kimse sorgulamadığı için tehlikeli hale gelir.

Pilot projenin ölçeklenmeyecek şekilde seçilmesi. Gösterime uygun ama üretime uygun olmayan pilotlar, kurum içinde ilk heyecanı yaratır sonra tıkanır. Doğru pilot, dar kapsamlı ama gerçek bir operasyonel sürecin içinde çalışandır. Bu seçimi nasıl yapacağınızı kurumlarda yapay zeka adaptasyonu yazımızda adım adım anlatıyoruz.

Şirketinizin bu dönemde atması gereken adımlar

Ulusal strateji ve uluslararası mevzuat arasındaki bu tabloda, bir kurumun önümüzdeki dönem için önceliklendirmesi gereken sıralama şudur.

Önce envanter çıkarın. Kurumunuzda halihazırda kaç yapay zeka aracı kullanılıyor, hangi departmanlar hangi verilerle hangi araçlara bağlanıyor? Çoğu şirket bu envanteri çıkardığında, resmi bir yapay zeka projesi hiç başlatmamış olmasına rağmen onlarca noktada kullanım olduğunu görüyor.

Ardından bu envanteri risk sınıfına göre ayırın. İçlerinde işe alım, performans değerlendirme veya kredi kararı gibi bir alanı besleyen varsa, o araç yüksek riskli kategoriye adaydır ve önceliğiniz odur.

Üçüncü olarak veri aktarım hattını haritalayın. Hangi araç veriyi nereye gönderiyor, aktarım hangi hukuki şarta dayanıyor?

Son olarak yetkinlik tarafını kurun. Bu düzenlemeleri okuyup kurumun kendi diline çevirebilecek en az bir iç kaynağınız olmalı. Dışarıdan alınan danışmanlık bu işi hızlandırır ama kalıcı olması için içeride bir karşılığı gerekir.

ATAOL AI Institute yaklaşımı

ATAOL AI Institute olarak kurumsal adaptasyon programlarımızı, mevzuat okuryazarlığını teknik yetkinlikten ayırmadan kurguluyoruz. Sebebi basit: yapay zeka projelerinin çoğu teknik nedenlerle değil, kurumun o sistemi savunamaması nedeniyle duruyor. Bir modelin çıktısını denetleyiciye, müşteriye veya yönetim kuruluna açıklayamayan ekip, sistemi er ya da geç kullanımdan çekiyor.

Bu nedenle programlarımızda üç şeyi birlikte ele alıyoruz: sistemin ne yaptığı, kararın nasıl gerekçelendirileceği ve sorumluluğun kimde olduğu. Kurumunuzun bulunduğu noktayı değerlendirmek için ücretsiz değerlendirme formumuzu doldurabilir veya doğrudan bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Ulusal Yapay Zeka Stratejisi şirketlere bir yükümlülük getiriyor mu?

Hayır. Strateji bir ekosistem belgesidir, uyum mevzuatı değildir. Şirketlere doğrudan yükümlülük getiren düzenlemeler KVKK ve ihracat yapıyorsanız EU AI Act’tir. Stratejinin değeri, devletin kaynak ve düzenleme iradesinin hangi yöne baktığını göstermesindedir.

Strateji dönemi 2025’te bittiğine göre belge geçersiz mi oldu?

Belge geçersiz olmadı ama kapsadığı dönem tamamlandı. Kurumsal planlama açısından doğru yaklaşım, güncel eylem planlarını kendi sektörünüz açısından takip etmek ve 2021’de yazılmış teknoloji varsayımlarını bugünün kararlarına doğrudan uygulamamaktır.

Türkiye’de yerleşik bir şirket EU AI Act’e neden tabi olsun?

Tüzüğün kapsamı şirketin kurulu olduğu ülkeye göre değil, yapay zeka sisteminin çıktısının nerede kullanıldığına göre belirlenir. Avrupa Birliği içindeki bir müşteriye veya sürece dokunan bir sistem işletiyorsanız, Türkiye’de yerleşik olmanız sizi kapsam dışına çıkarmaz.

Yapay zeka projemizde KVKK açısından en sık atlanan nokta nedir?

Yurt dışına veri aktarımı. Kurumsal veriyi yurt dışında barındırılan bir modele göndermek aktarım sayılır. Bu adım genellikle aracı bir yazılımın arayüzünden geçtiği için fark edilmiyor, oysa aktarımın hangi şarta dayandığı ve sözleşmesel altyapının kurulup kurulmadığı denetlenebilir konulardır.

Hangi kurumsal yapay zeka kullanımları yüksek riskli sayılıyor?

EU AI Act kapsamında işe alım ve aday değerlendirme, çalışan performansının izlenmesi, kredi değerliliğinin belirlenmesi, eğitim ve sınav süreçleri ile kritik altyapı yönetimi yüksek riskli kategoridedir. Bu alanlarda kullanılan araçlar, şirket onları basit bir yazılım olarak görse dahi en ağır yükümlülük setine tabidir.

Adaptasyona nereden başlamak gerekir?

Kurum içinde halihazırda kullanılan yapay zeka araçlarının envanterinden. Resmi bir proje başlatmamış şirketlerde bile genellikle onlarca noktada kullanım çıkıyor. Envanter çıkarılmadan yapılan risk değerlendirmesi eksik kalır.

İlgili Makaleler

aiinstitute 9 dk okuma aiinstitute 8 dk okuma aiinstitute 8 dk okuma